Patlıcanlı Gül Böreği
18/6/2009 · Kategori: YEMEK

Bu böreği canım arkadaşım Fatma Çakar Yılmaz'dan öğrenmiştim. Kesinlikle çok lezzetli bir börek. Mutlaka denemelisiniz..Hele patlıcan severlerdenseniz..
Malzemeler
- 6-8 adet orta büyüklükte patlıcan
- 6 yufka
- 2-3 adet soğan
- 2-3 adet domates
- 2-3 adet sivri biber
- 1 çay bardağı sıvı yağ
- 1 kaşık domates salçası
- nane-tuz-karabiber-pul biber
- Patlıcanların kabukları soyulur ve rendelenir ( mutfak robotu da kullanılabilir)
- Soğan-biber-domates rondodan geçirilir
- 1 çay bardağı sıvı yağ da önce soğan ve biberler bir miktar kavrulur.
- Sonra buna domates ve salca eklenerek kavurma işlemine devam edilir.
- Son olarak patlıcanlar eklenir ve iyice karıştırılarak kavrulur.
- Patlıcanlar iyice küçülene kadar kavurma işlemi devam eder.
- Kavurma işlemi bitince tuz-nane-karabiber eklenir.
- Hazırlanan börek iç malzemesi, makarna süzgecine konur ve yağı iyice süzülene kadar beklenir.
- Yufkalar istenilen büyüklükte 4-6 eşit parçaya bölünür. Börek harcı içine konur ve gülböreği şekli verilir.
- Yufkanın geniş tarafına malzeme konur ve sarılır. En son kendi etrafında sarılarak gül gibi yapılır.
- Börekler yağlanmış tepsiye dizilir ve üzerine yumurta sarısı sürülür ve susam , çörek otu serpilir.
- Piştikten sonra böreklerin üzerine su serpilir ve bir örtüyle örtülür.
- Afiyetle yenir:)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Un Helvası
18/6/2009 · Kategori: YEMEK

Bu tarifi kayınvalidemden aldım..Evinizde un, şeker, sıvı yağ ve su var ise hemen denemelisiniz...
Malzemeler
* 1 su bardağı sıvı yağ
* 2 su bardağı toz şeker
* 8 dolu tahta yemek kaşığı un
* ceviz/fındık/fıstık/hindistan cevizi ( isteğe göre)
Hazırlanışı
Önce şerbet hazırlamak için şekeri bir tencereye boşaltın ve üzeri 2 parmak kalınlığında geçecek kadar su ilave edin. Şerbetinizi kısık ateşte kaynayana kadar pişirin.
Bu sırada büyük bir teflon tavaya/tencereye (un ve yağın yapışmasını önlemek için), sıvı yağı dökün ve hafif ısınıncaya kadar bekleyin. Tavaya yavaş yavaş unu ilave ederek sürekli karıştırın. Unu pembeleşene kadar kavurun. İdeal helva kıvamı, kaşığa unun hiç yapışmadığı kıvamdır.Helvanızın açık yada koyu kahve renginde olması kavurma süresine bağlıdır.
Un iyice kavrulduktan sonra hazırladığınız şerbeti yavaş yavaş ekleyin ve hızlıca karıştırarak şerbet ve unun topaklanmasını önleyin.Şerbeti dökerken üzerinize sıçramasını önlemek için dikkatli olun...
Şerbet ve unu 10 dakika kadar sürekli karıştırarak pişirmeye devam edin. Helvanız istediğiniz kıvama geldiğinde pişirmeye son verebilirsiniz..
Damak zevkinize göre helvanıza ceviz, fındık, vb. ilave edebilirsiniz. Fıstık ilave edeceksiniz unu kavururken eklemelisiniz..Helvanızın süslemesini de size bırakıyorumm. Evde hindistan cevizi olmadığından ben toz şeker kullandım..:)
Afiyet olsun..:)
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Çayı çok sıcak içmeyin!
28/3/2009 · Kategori: YEMEK
Çayı çok sıcak içmek, yemek borusu kanseri riskini artırıyor...
Siyah çayın çok tüketildiği ve dünyadaki yemek borusu kanserinin en fazla görüldüğü ülkelerden İran'da bilim adamları, alkol ve sigaranın az içilmesine rağmen yemek borusu kanseri vakalarının kadın ve erkeklerde aşırı olduğu Gülistan vilayetinde bu hastalığa yakalanan 300 kişi ile sağlıklı 571 kişinin alışkanlıklarını kıyasladı.
Bu vilayette yaşayanların düzenli olarak günde ortalama bir litreden fazla siyah çay tükettiği, bu kişilerin yüzde 39'unun çayı 60 dereceden az, yüzde 39'unun 60-64 derecede, yüzde 22'sinin 65 derecenin üzerinde içtiği görüldü.
Araştırma sonucunda, çok sıcak olarak tarif edilen 65-69 derecede çay içmenin yemek borusu kanserini iki kat, 70 ve üzeri derecede ise 8 kat artırdığı belirlendi.
Tahran Üniversitesinden bilim adamları, kaynar çayın bu etkisinin, epitelyumu (damarları ve bazı küçük boşlukları kaplayan vücudun dış ve iç yüzeyini örten doku tabakası) kanserojen etkilere daha hassas hale getirebilecek, tekrarlanan yanmayla açıklanabileceğini vurguladı.
"British Medical Journal" dergisinde yayımlanan araştırmayı yorumlayan Avustralya'daki Queensland Enstitüsünden David Whiteman ise paniğe kapılmaya ve çay zevkinden vazgeçmeye gerek olmadığını, çayı koyduktan sonra 5-10 dakika beklenmesinin yeterli olacağını ifade etti.
Dünyada her yıl 500 binden fazla kişi yemek borusu kanseri nedeniyle yaşamını yitiriyor. Avrupa ve Kuzey Amerika'da özellikle tütün ve alkol kullanımı bu kanseri tetikliyor. Yemek borusu kanserine yakalanan erkeklerin sayısı kadınlardan daha fazla
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Ekmek Hakkında
3/2/2009 · Kategori: YEMEK
Ekmeğin yapımında başlıca üç işlem yer alır. Yoğurma, mayalama ve pişirme. Yoğurma, unu hamura çevirir. Mayalama, hamuru ekşitip kabartır, pişirme ise ekmek haline getirir.
Un, su, tuz ve maya bir kazan veya teknede birbirine karıştırılarak yoğrulur, una su karışınca erimeyen kısımlar (glikoz, tuz vb.) dışında erimeyen kısımlar (glüten, nişasta) su emerek şişer. Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır. Yoğurma, eskiden teknelerde elle ve ayakla yapılırdı. Şimdi köylerde ve küçük kasabalarda gene böyle olmakla beraber şehirlerde makineyle yoğrulmaktadır.
Yoğurma şekli ne olursa olsun, ekmeklik hamur, su ve un oranına göre üç çeşide ayrılır:
Lüks ekmek hamuru (% 65 su)
Ekmeklik hamur (% 60 su)
Çöreklik hamur (% 40 - % 45 su)
Yoğurma işlemi sırasında hamura bir miktar maya katılır. Bu maya, bir parça ekşi hamur olabileceği gibi fennî hamur mayası da olabilir. Birinci şekilde pişirici, ekmek hamurundan bir parçayı bir kenara ayırır, ertesi gün yoğuracağı hamura katar. Fennî mayalarsa, sıvı olarak hamur suyuna katılır. Sıcak bir yere konan hamurun içindeki mayalar şekerlerle karışınca alkol ve karbon gazı oluşur. Gaz kabarcıkları hamuru kabartır; kabarcıklar arada bir patlar, gaz salıverir. Ekşime teknede başlar, hamur parçalara ayrılıncaya kadar sürer. Elverişli büyüklükte parçalara ayrılan hamur, istenilen şekil verilerek fırına atılır ve pişirilir.
Ekmeğin ortalama bileşimi:
Su (yüzde 30-40)
Proteinler (% 6 - % 8)
Glüsitler (% 50 - % 55)
Lipitler (% 0,4 - % 0,8)
Madenî tuzlar (% 1,5 - % 2)
Fırınların ortalama sıcaklık derecesi 250 °C'tır; fakat su oranı yüksek olduğu için ekmeğin sıcaklığı 100 °C'ı aşmaz. Fırında mayalı hamurun içindeki alkol, karbon gazı ve suyun bir kısmı çıkar, ekmek hafifleyerek gevşek ve gözenekli bir yapı kazanır. Ekmeğin kalitesi, kullanılan una ve pişirme süresine bağlıdır. 74 - 76 randımanlı unlardan francala, 78 - 80 randımanlı unlardan beyaz ekmek, daha yüksek randımanlı (kepekli) unlardan kara ekmek (kepekli ekmek) elde edilir.
Taze ekmeğin sindirimi zordur. Ekmek, fırından çıktıktan en az 6 saat sonra yenmelidir. Ekmek durdukça kendiliğinden değişikliğe uğrayarak sertleşir ve bayatlar. Bayatlama sadece su kaybından değil, ekmekteki maddelerin de değişikliğe uğramasından ileri gelir. Ekmekleri karıştırmak için içerisine baklagillerden çeşitli tohumların unları, patates unu, yemek sodası, ağırlaşsın diye barit sülfat gibi maddeler katılır. Bu gibi hile ile karıştırmalara ve eksik ağırlıkta ekmek çıkarılmasına karşı belediyelerce sıkı mücadele yürütülür. Belediye nizamalarınca ekmek hamuruna ağırlaştırıcı (alçı, kil, kemik unu vb.) kabartıcı, buzuk unları ıslah edici (bakır ve çinko sülfat, şap vb.) maddelerin katılması, iyi pişmemiş hamur ekmeklerin satışa çıkarılması yasaktır ve belediyelerce cezalandırılır..
ÜLKEMİZDE EKMEK
Türkiye'de ekmek genel olarak buğdaydan yapılır. Buğdayın kıt ve pahalı olduğu yerlerde sırf arpa, mısır ve çavdar unundan ekmek yapılabildiği gibi bu tahılların unu belli bir oranda buğday ununa katılarak karışık ekmek de yapılır.
Pişirme tarzına göre ekmekler
Pişirme tarzına göre ekmekler ikiye ayrılır: Ev ekmeği, fırın ekmeği.
Ev ekmeği, hamuru evlerde elle yoğrulan, saçta, tandırda veya ilkel fırınlarda pişirilen ekmeklerdir. Saçta pişirilen ekmeğe bazlama ve yufka denir. Tandır ekmeğinin en yaygın şekli pide'dir. Ev fırınlarında ise daha çok somun yapılır.
Fırın ekmeği, şehir ve kasabalarda, ordu birliklerinde, klasik odun fırınlarında yapılan ekmektir. Fırın ekmeğinin en yaygın şekli, altı düz, üstü bombeli, değirmi bir ekmek olan somun'dur. Somun, francala biçiminde uzun olarak da yapılır.
TARİHÇE
Ekmeğin, medeniyetle birlikte, Uzakdoğu'da ortaya çıktığı tahmin edilebilir. Ekmeğin yapımı Mısır'da çok eski tarihlerden beri biliniyordu. İlk zamanlarda ekmek yapmak için, iyice kızdırılmış yassı taşlar kullanılıyor, bunlarla bir çeşit peksimet pişiriliyordu. Sonraları ocakların üstlerine konan ızgaralar kullanılmaya kullanılmaya başlandı. Daha sonra tuğladan veya topraktan, küçük fırınlar icat edildi. Roma'da vatandaşlar ekmeklerini evlerindeki fırınlarda pişirirlerdi. Fırıncıların bir çeşit lonca meydana getirmeleri ancak Trajanus devrinde olmuştur. Ekmek yemek alışkanlığı Roma İmparatorluğu'nun bütün diğer bölgelerine İtalya'dan yayıldı.
EKMEK TEDAVİSİ
Eskiden ekmek tedavide çeşitli alanlarda kullanılırdı. Günümüzde, güllâçlar mayasız ekmekten yapılır. Tedavide kullanılan glüten ekmeği, suda eriyen kısımlarından ve nişastasından ayrılmış unla yapılır; taze soya ekmeği, soya unuyla yapılır. Şeker hastalarının beslenmesinde bu tip ekmekler kullanılır. Diğer ekmekler azotemi ve damar sertliği hastalarının rejimlerinde verilir: az azotlu ekmek ve tuzsuz ekmek gibi. Ayrıca son zamanlarda yapılan köy ekmekleri de bir çok tedavinin başında gelmektedir.
EVDE EKMEK
Evde ekmek yapımı son zamanlarda çok yaygınlaştı. Büyük ekmek firma ya da firinlari kimyasal maddeler kullanarak, daha hızlı ve seri ekmek üretmeye calışıyorlar. Böylece kalitesiz ve bol maya ile şişirilmiş ekmekler üretiliyor. Ekmek makinalarının fiyatlarının düşmesini de etken olarak görebiliriz. Yapılışı da özellikle izlendiğinde çok kolaymış gibi geliyor sanki. Ama ekmek yapmak kısa bir zamanda yapılacak bir iş değildir, zaman ister, sabır ister. Makinayla gelen ölçü birimlerini kullanarak önerilen şekilde yapılırsa çok lezzetli ve sağlıklı ekmekler yapılabilir. Normal ekmek yapımı için bir tarif şöyledir. 1 Kg un, 500-600 gr kadar su, 25 gr maya, 25 gr tuz iyice kariştırılır, yoğrulur ve 30-40 dakika çukur ve geniş bir kaba konarak üstü plastik bir örtüyle örtülür. Sonra bastırıp yuvarlayarak havası alınıp, şekil verilir. Uzun ya da yuvarlak biçimde şekil verildikten sonra 40 ile 60 dakika kadar tepside üstü naylon örtüyle örtülerek yine hava almayacak şekilde mayalanması beklenir, son anda üzerine yoğurtla ya da unla sulandırılmış sıvı sürülür. Arkasından doğru yerlerden kesikler atılarak 220-230°C derece fırında pişirilir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Sıcak Çikolata
19/12/2008 · Kategori: YEMEK

Malzemeler
3 çay fincanı ya da 2 kupa için
1 cup= 1 su bardağı
1 cup (250 ml.) süt kreması
120 gr. bitter çikolata
1 cup (250 ml.) sıcak süt
1 yemek kaşığı kakao
yarım tatlı kaşığı toz karabiber (opsiyonel)
Yapılışı
Kremayı küçük bir sos tenceresine boşaltın ve baloncuklar çıkana kadar, orta ateşte pişirin.
Çikolataları küçük parçalara bölün. Kremanın içine ekleyin. Tel spatulayla eriyene kadar bir kaç dakika karıştırın.
Kaynar sütü ve kakaoyu ilave edin. 5 dakika kadar hepsini kaynatın. Tencereyi ocaktan alın. Karabiberi ekleyin ve karıştırın. Bardaklara paylaştırıp servis yapın.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::