SAĞLIK - ANINDA BURADA HER ŞEY BURADA - Blogcu - Sayfa 3



<

Kalp çarpıntısı

28/11/2008 · Kategori: SAGLIK

Kalp çarpıntısı, kalbin hızlı güçlü ya da düzensiz çalışması.

Kalp çarpıntısı çoğunlukla sinirsel bir durumdur; kişinin ya kalp hastalığı korkusuyla ya da duygusal bozukluklar sonucu, kendi kalp etkinliğiyle aşırı ilgilenmesi sonucu ortaya çıkar.

Kalp çarpıntısı, kalbin ve tiroyit bezi gibi başka organların bazı organik hastalıkların belirtisi de olabilir. Sinüs taşikardisi, kalbin dakikada 100'den çok atmasıyla nitelendirilen bir bozukluktur. Genellikle aşamalı olarak ortaya çıkar. Erken karıncık kasılması, kalbin sektiği biçiminde asılsız bir vuruş duygusu uyandırır; bunun nedeni kalp karıncıkları, önceki kasılmanın ardından vaktinden önce kasıldıklarında, ikinci bir kasılmadan önce, uzun bir ödünleyici duraklama olmasıdır. Paroksismal kulakçık fibrilasyonuysa, kalp kulakçıklarında geçici ritim yitimi nedeniyle ortaya çıkan hızlı, düzensiz çarpıntıdır.

Kalp çarpıntısı, bazen korkutucu bazen de sevindiricidir. Sevincin de korkunun da fazlası, özellikle aniden ve birden başlayanı, başlı başına çarpıntı nedenidir. Sevinç ve korkuda kalbinizi hızlandıran, onu daha güçlü ve süratli çarpması için uyaran, kanınızda fazlaca artan adrenalindir. BÖBREKÜSTÜ bezlerinizin değişen bedensel ve ruhsal koşullara yeterli uyumu sağlayabilmek için ürettiği adrenalin, kalp kaslarınızın hızlı ve güçlü kasılmasına yol açmaktadır. Bunların tümünün normal ve fizyolojik değişimler olduğunu belirtelim. Her ne sebeble oluşursa oluşsun, kalbin vuruşlarını hissetmek, kalp atışlarının farkında olmak nahoş bir duygudur. Korkutur, heyecanlandırır, telaşlandırır. Fazlaca uzun sürüp tekrarladığında soluğu doktorda, hastanede aldırır.

SIRADAN NEDENLER

Onca telaşa gürültüye rağmen ‘çarpıntı’ların arkasında çoğu kez ciddi bir sağlık sorunu yoktur. ’Zemberek boşalması’, ‘kuş kanadı çırpması’, göğüs kafesinin altında bir şeyin ‘küt küt atması’ gibi çok farklı tariflerle anlatılan kalp çarpıntıları genellikle sıradan nedenlere bağlıdır: Kahve veya çayı fazla kaçırmas uykusuz kalma, gereksiz ve aşırı heyecanlanma, korkup telaşlanma... Hemen her hasta çarpıntı ile tanıştığında aynı soruları sorar: Ölecek miyim?.. Kalbim duracak mı?.. Kalp krizi mi geçiriyorum?.. Kısacası kalp çarpıntıları ister hastalıktan, korkudan, heyecandan, ister sevgiden aşktan gelsin, fark etmez. Her zaman ve herkes için ürkütücü ve korkutucudur.

KAFEİNE DİKKAT

Kafeinin fazlaca tüketimi çarpıntının en sık nedenidir. Kahvenin, çayın ve çikolatanın fazlaca tüketimini izleyen üç beş saat içinde oluşan, özellikle uyku kaçması sorunu ile birlikte olan çarpıntılarda, kafein etkisi akla gelmelidir. Kafeinle ilişkili kalp çarpıntıları seyrek ve düzensiz bir kaç kalp atımının hissedilmesinden ibarettir. Hastalar bunu ‘kalplerinin yanlış vurular yapması’ gibi algılar ve ifade ederler. Kalbinizin atma sayısını ve atma hızını kontrol eden elektrik devresini yöneten anahtar nokta ve kontrol merkezi olan ‘sinüs düğümü’ olağandışı bir iki atımdan hemen sonra süratle duruma el koyar! Kalbiniz bu merkezi otoritenin yönetimine girer, düzenli ve ritmik atımlar yeniden başlar. İLAÇLAR YAPABİLİR

Bu olağandışı kaçak atımı, en çok kalbinizin daha yavaş çalışmaya başladığı dinlenme saatlerinde veya uykudan hemen önce fark edersiniz. Kafein benzeri maddeler, yoğun stres, içinde adrenaline benzer aktivite olan maddelerin bulunduğu bazı ilaçlarla da kalpte düzensiz atımlar oluşabilmektedir. Özelikle bronş genişletici ilaçların ( spastilk bronşit ver astım tedavisinde kullanılanlar) kullanımı sırasında bu tür tatsızlıklarla karşılaşabilirsiniz. Korkmamalı, ilaçlarınızı kesmeli, devam edip etmeme konusunda doktorunuzla konuşmalısınız.

BELİRTİLERE DİKKAT

Çarpıntılara bazen baş dönmesi, göz kararması, hafif terleme, cilt renginin solması, bazen göğüs ağrısı ve sıkışması bile eşlik edebilir. Bu belirtiler kalbinizin geçici bir süre bedeninizin ihtiyacı olan kanı dokulara pompalayamadığına işaret etmektedir. Bu tür bir çarpıntı sorunu ile karşılaştığınızda beklememeli, tıbbi kontrolden geçmeyi ihmal etmemelisiniz. Özellikle çarpıntılarınız sıklaştığında tekrarlayıcı olduğunda süratle doktorunuza gitmelisin

TANIYI KOLAYLAŞTIRAN TESTLERİ İHMAL ETMEYİN

Standart EKG Holter EKG (24 saat süre ile kalp ritmini kayıt) Ekokardiyografi Troid fonksiyonları (TSH,T3,T4) Kan elektrolitleri (Potasyum ve Sodyum) Elektrofizyolojik testler

ÇARPINTIDAN KORKMAYIN1

Kafein dışında alkolün ve sigarada bulunan nikotinin de çarpıntıya nedeni olabileceklerini bilmelisiniz. Hızla alınan fazla miktarda sert içkilerden, art arda içilen sigara ve purolardan sonrada çarpıntı olabilmektedir.

Aşırı ve uzun süreli yoğun çalışmaların, farkına varılmadan biriken kronikleşmiş yorgunlukların, uzun süren üzüntü, düş kırıklığı ve korkuların da çarpıntı nedeni olabildiklerini biliyoruz.

NE YAPACAKSINIZ?

Çarpıntı sorunu ile karşılaştığınızda panik yapmayın, korkup telaşlanmayın. Gevşemeye, rahat bir yere oturup dinlenmeye çalışın. Derin derin nefes almaya başlayın. Soğuk bir içicek içmeyi deneyin. Şiddetli öksürmek, ellerinizi soğuk suya batırmak, ‘ıkınmak’ gibi manevraları deneyin. Bazı ilaçların (potasyum kaybı yapan, idrar söktürücüler), hipertansiyon, kalp damar hastalıkları ve nörolojik bazı sorunların çarpıntınızın altında yatan gizli nedenler olabileceklerini de hatırlayın. İlk fırsatta tıbbi bir kontrolden geçmeyi de unutmamalı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Diş bakımıyla ilgili 30 şehir efsanesi

28/10/2008 · Kategori: SAGLIK


DİŞ BAKIMINDA YAPILAN 30 HATA!
Dişler kahvaltıdan önce mi fırçalanır? Diş fırçası ve macun ıslatılmalı mı? Sert fırça dişleri daha mı iyi temizler? Süt dişleri nasılsa çıkar, dolgu gereksiz mi? Her hamilelik bir diş götürür mü? Çarpık dişler ve çürükler kader mi? Rakı ve tütün basmak diş ağrısını keser mi? Diş etlerinin kanaması sağlığın kanıtı mı?

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Mihmanlı, ağız ve diş sağlığı konusunda yaptığımız hataları ve topluma yerleşmiş yanlış inanışları anlattı.

1- SERT DİŞ FIRÇASI DAHA İYİ TEMİZLER:
İyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir.

2- SERT FIRÇALAMAK DİŞLERİ DAHA İYİ TEMİZLER:
Dişleri sert fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, ‘fırça çürüğü’ dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

3- DİŞ MACUNUNU FAZLA KULLANMAK DİŞLERİ ÇİZER:
Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise ‘mercimek tanesi’ büyüklüğünde olmalı.

4- KARBONAT VE TUZLA FIRÇALAMAK DİŞLERİ BEYAZLATIR:
Bu maddeler iri granüllü olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar.

5- SARI DİŞLER DAHA SAĞLAMDIR:
Dişin rengi dişin sağlamlığını belirlemez.

6- DİŞLER, MACUN VE FIRÇA ISLATILARAK FIRÇALANMALI:
Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü; fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur.

7- MACUN KULLANMAYA BAŞLADIKTAN SONRA DİŞLERİM ÇÜRÜDÜ:

Macun; dişleri fırçalarken sabun görevi görür ve içeriğinde dişlerde biriken mikroorganizmaları yok etmek için etken maddeler vardır. Yani çürümeye neden olmaz.

8- ÇÜRÜKLER GENETİKTİR, NE YAPARSAN YAP DİŞİN ÇÜRÜR:
Bireyler arasında çürüğe yatkınlık farklı olabilir. Fakat kötü beslenme alışkanlığının düzeltilmesi, ağız hijyenine önem verilmesi ve düzenli diş hekimi kontrolleri durumunda çürüğe yatkınlığın bir önemi kalmaz.

9- DİŞLER KAHVALTIDAN ÖNCE FIRÇALANIR:
Dişler günde en az iki kez, kahvaltıdan sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. Diş fırçalama işlemi bitince, dilin üst kısmı da yumuşakça fırçalanmalı.

10- ESTETİK DİŞ DOĞUŞTAN OLUR, ÇARPIK DİŞTEN KURTULUŞ YOK:
Diş düzeltme (ortodonti); dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta uygulanabilir. Ortodontik tedavi sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta düzeltme yapılarak, güzel gözüken dişlere sahip olunabilir.

11- HER BÜNYE İMPLANTI KABUL ETMEZ: İmplant; eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleri olarak tanımlanabilir. Sadece yara iyileşmesini etkileyen bir sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı varsa yapılmaz.

12- HAREKETLİ PROTEZLER ÇAMAŞIR SUYUNA KONURSA BEYAZLAR:
Hareketli protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Protezin kırılganlığını artırır ve protezin ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme tabletleri vardır; onlar kullanılmalı.

13- ÇEKTİRDİĞİM 20 YAŞ DİŞİNİN YERİNE DİŞ YAPTIRMALIYIM:
Çekilen 20 yaş dişlerinin yerine protez diş yaptırmaya gerek yoktur.

14- DİŞ RÖNTGENİ ÇEKTİRİRSEM ÇOK FAZLA IŞIN ALIRIM:
Diş röntgenleriyle alınan radyasyon çok azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.

15- BEYAZLATMA (BLEACHING) DİŞLERİ DAHA DA SARARTIR:
Beyazlatma; normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde; kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.

16- DİŞ TAŞLARI TEMİZLENDİKTEN SONRA DAHA ÇOK DİŞ TAŞI OLUŞUR:
Düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde; iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da herhangi bir zararı yoktur.

17- DİŞ TAŞI TEMİZLİĞİ DİŞİN MİNESİNE ZARAR VERİR:
Diş taşı temizliği doğru uygulandığı takdirde minenin zedelenmesine neden olmaz. Çünkü diş taşı temizliği işleminde; diş dokusundan değil, diş yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır.

18- DİŞ FIRÇALARKEN DİŞ ETLERİNİN KANAMASI İYİDİR:
Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı.

19- SÜT DİŞLERİ NASIL OLSA DÖKÜLECEK DOLGU GEREKSİZDİR:
Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur.

20- ERKEK DİŞ HEKİMLERİ DAHA İYİ DİŞ ÇEKER:
Diş çekimi belli prosedürler doğrultusunda uygulanan bir işlem olup, uygulanan kuvvetle alakalı değildir.

21- ÇEKİM İÇİN KULLANILAN LOKAL ANESTEZİKLER MORFİNDİR BAĞIMLILILIK YAPAR:
Diş hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddeler morfin içerikli değildir; alışkanlık yapmaz. Morfin, tıp alanında sınırlı vakalarda kullanılan bir ilaçtır.

22- DİŞ ÇEKİMİ AVRUPA MALI MORFİNLE YAPILIRSA AĞRIMAZ:
Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmiştir. Avrupa malı olmasına gerek yoktur.

23- DİŞ AĞRIYINCA DİŞİN ÜZERİNE ASPİRİN, RAKI, KOLONYA, TÜTÜN VE TUZ KOYMAK AĞRIYI KESER:
Alkol ve alkol içerikli maddelerin diş ve diş eti bölgesine uygulanması sonucu diş etlerinde ‘alkol-aspirin yanığı’ denilen komplikasyonlara neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin (tütün, tuz vb.) de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun giderildiğinde ortadan kalkar.

24- ÇÜRÜK DİŞ ÇEKİLDİKTEN SONRA PİS KAN AKITILMALIDIR, ÇEKİLEN DİŞİN YERİNİ KANATMAK İYİDİR:
Diş çekiminden sonra, çekim boşluğuna hastanın yaptığı müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatılması ya da pıhtının uzaklaştırılması, diş çekimi yapılan yerin iltihaplanmasına neden olur. Oluşan pıhtı korunmalıdır.

25- EN KOLAY ÇÖZÜM ÇÜRÜK DİŞİ ÇEKTİRİP KURTULMAK:
Çürük diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz.

26- AĞIZ KOKUSU HERKESTE OLUR VE GEÇMEZ:
Ağız kokusu; diş çürüğü, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit ya da üst solunum yolu enfeksiyonları kaynaklı olabilir. Bu hastalıkların tedavisi sonucunda ağız kokusu önlenebilir.

27- DİŞ TELİ SADECE ÇOCUKLARDA KULLANILIR:
Ortodonti (tel tedavisi) alanındaki son gelişmeler sayesinde; tel tedavisi sadece çocuklara değil, erişkin hastalar için de uygulanabilir.

28- HER HAMİLELİK BİR DİŞ GÖTÜRÜR:
Her hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları görülür.

29- HAMİLELİKTE DİŞ ETLERİ KANAR ÇÜNKÜ DİŞTEN KALSİYUM ÇEKİLİYORDUR:
Hamilelikteki diş eti kanaması, dişten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanın nedeni; ağız bakımının yeterli sağlanmaması durumunda hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu diş eti iltihabının oluşması ya da mevcut diş eti iltihabının şiddetlenmesidir.

30- HAMİLELİKTE DİŞ TEDAVİSİ BEBEĞE ZARAR VERİR:
Acil olan diş tedavileri, hamileliğin her döneminde yapılabilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15 Dakikada Biçimli Bacaklar

20/10/2008 · Kategori: SAGLIK

Sezon modası şortlara bayılıyor, ancak bacaklarına güvenemediğin için giymeye cesaret edemiyorsan, bu egzersizler tam sana göre...

15 Dakikada biçimli bacaklar

Sezonun en "top" parçası şortlara bayılıyor, ancak bacaklarına güvenemediğin için giymeye cesaret edemiyorsan, bu egzersizler tam sana göre! Günde sadece 15 dakikanı harcayarak kıskanılası bacaklara sahip olabilirsin!

Başlamadan önce:
- Hareketlerini kısıtlamayacak, ne dar ne de fazla bol olmayan bir fitness kıyafeti giy.

- Saçların uzunsa mutlaka topla.

- Yanında Su bulundur.

- Egzersizleri rahat yapman için, zeminin düzgün olmasına dikkat et, gerekirse bir yoga matı edin.

1- Yere dümdüz uzan. Fotoğraftaki gibi, bacaklarının her birini hiç kırmadan 90 derece olacak şekilde kaldırıp indir.

Hareketi en az 25er kez tekrarla. Bu egzersiz, özellikle bacaklarının ön kısmındaki yağların yakılmasına yardımcı olacaktır.

2- Biraz zor olmakla birlikte son derece etkili bir egzersizdir. Ancak hareketi doğru yapabilmen çok önemli.

Bunun için, yere uzan ve bacaklarının ikisini birden tıpkı yüzer gibi yukarı aşağı hareket ettir. Bacaklarını kesinlikle kırmamaya özen göster. Hareketi en az 15 kez tekrarla.

3- Bacaklarının iç kısmındaki yağlanmadan şikayet ediyorsan bu egzersiz tam sana göre! Bunun için yere dümdüz uzan ve iki bacağını havaya kaldırarak içe ve dışa doğru hareket ettir. Hareketi 20 kez tekrarlamaya çalış.

4- Bu hareket için yere otur ve ellerinle bacaklarının alt kısmını kavra. Gövdeni tıpkı mekik çeker gibi ileri geri hareket ettir.

Özellikle kalça ve arka bacak için son derece etkili olan bu egzersizi, en az 30 kez yapman gerekir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Yavaş Metabolizma Kilo Aldırır

20/10/2008 · Kategori: SAGLIK

Yavaş metabolizmalı kişiler daha kolay kilo alır. Metabolizmayı hızlandırmak için düzenli olarak egzersiz yapmak ve kas dokusunu artırmak şart...

Yavaş metabolizmalı kişiler daha kolay kilo alır. Metabolizmayı hızlandırmak için düzenli olarak egzersiz yapmak ve kas dokusunu artırmak şart.

Metabolizma, vücudun temel fonksiyonlarını devam ettirebilmek için bir Günde ihtiyacı olan minimum enerji miktarıdır. Dinlenme anında vücudun kalori harcama hızına bakılarak ölçülür ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. yemek yeme, uyuma, temizlenme ve benzeri faaliyetler sırasında vücudumuz devamlı kalori yakar.

Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirine oranıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanır.

Kaslı bir vücuda sahip kişilerin, daha az vücut yağına sahip oldukları için, daha hızlı metabolizmaları vardır. örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik yapan, vücut geliştirme sporuyla ilgilenen, fitness ve benzeri aletli programları uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye oranla daha düşüktür, dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır.

Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha fazla kalori harcaması gerekmektedir.

Metabolizma hızının kilo alıp vermede önemli etkisi var. Bazal metabolizma hızınız ne kadar düşükse, kilolu olma ihtimaliniz de o kadar yüksektir. Eğer hızlıysa şanslısınızdır, vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor demektir. Eğer yavaşsa çok fazla kalori almamalısınız, ihtiyacınızdan fazlası yağ olarak depolanacaktır.

Kiloluysanız ilk işiniz metabolizmanızı hızlandırmak olmalı. Bunu yapmak için de kas dokusunu artırmanız gerekli. Kas dokunuz ne kadar fazlaysa metabolizmanız da o kadar hızlanır, ince kalma şansınız artar.

40 yaşından sonra kas dokusu azalmaya başlar. Bu nedenle düzenli egzersizle metabolizmayı hızlandırmak ve vücut fonksiyonlarının daha mükemmel olmasını sağlamak Sağlıklı yaşam için bir koşuldur.

Yavaş bir metabolizmaya sahip olduğunuzda üşüme, kuru bir cilt, yavaş nabız, düşük tansiyon ve peklik gibi birçok rahatsızlığı da kabullenmiş olmaktasınız.

Metabolizma hızınızın artması için Protein ağırlıklı bir diyet etkili olacaktır. özellikle süt ürünlerinde bulunan konjuge linoleik Asit vücutta kas dokusunu artırdığı için metabolizmayı da yüzde 10 oranında hızlandırıcı özelliğe sahiptir.

Acı soslu bir yemek yedikten sonra yaklaşık iki-üç Saat içinde de metabolizma hızının yüzde 50 oranında artması mümkündür. Bu etki acının kalp basıncını artırmasından kaynaklanır. Kafein içeren içecekler de Adrenalin seviyesini ve beraberinde kalp basıncını artırarak metabolizmayı hızlandırır. Yeşil çay ise kalp basıncını artırmadan metabolizmayı hızlandırır.

Eğer iyot eksikliğine bağlı tiroitle ilgili bir probleminiz varsa tiroksin Hormonu senteziniz de düşük olacaktır. Bu da metabolizmanızın düşmesine neden olur; bu durumda iyot seviyenizi artıracak mahsulleri ve süt diyetinizde yer almalıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

iki korkunç probleme 200 gramlık çözüm.

18/10/2008 · Kategori: SAGLIK

Bilim insanlarının araştırmaları, mensturasyon (regl) döneminde E vitamini almanın özellikle genç kadınlarda sıkça görülen sancıları azalttığını ortaya koydu.

Mensturasyon öncesi ve ilk günlerinde günde 200 mg E vitamini kullandırılan kadınlarda sancıların azaldığı tespit edildi. Özellikle çok ağrı çekenlerde ağrıların azalma olasılığının çok daha yüksek olduğu vurgulandı. İngiltereíde yayınlanan British Journal of Obstetrics’de yer alan makalede, mensturasyon sancılarının çok sayıda kadının günlük hayatını etkileyebildiği, iş kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekildi.

MEME KANSERİNE DE İYİ GELİYOR

Güçlü bir antioksidandır. Bazı toksik maddelerin olumsuz etkilerini azaltır. E vitamini eksikliğinin meme tümörü vakalarını artırdığı gözlemlenmiştir. İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalarda da özellikle meme kanseri olan kadınların diyetine besinsel E vitamini takviyesi yapıldığında iyiye gitme görülmüştür.

Kanında normal veya yüksek düzeyde E vitamini olan kadınlara göre, kanında düşük düzeyde E vitamini olan kadınlar beş kat daha fazla meme kanseri riskiyle karşı karşıyadır. E vitaminini karşılamak için en doğru yol, E vitamini içeren besinlerin bolca ve sıkça tüketilmesidir. E vitamini düşük yağ ve yüksek lif içeren diyetlerle birlikte tüketildiklerinde etkinlikleri en üst seviyeye çıkar.

E VİTAMİNİ ZENGİNİ OLAN BESİNLER

Badem
Fındık
Dolmalık fıstık
Patlamış mısır
Tahin
Kabak çekirdeği
Dolmalık biber
Kıvırcık
Nane
Sivri biber

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »