Nişantaşı cinayetinin katil zanlısı yakalandı
14/10/2009 · Kategori: HABER
“En iyisi sensin” dedi öldürüldü
İSTANBUL Teşvikiye'de otomobilinin arka koltuğunda telle boğularak öldürülen 39 yaşındaki Esra Karsel'in katil şüphelisi başka bir cinayetten sabıkalı 29 yaşındaki sevgilisi Eyüp G. çıktı.
Eyüp G., telefon takibi ile yakalandı. Eyüp G.'nin verdiği ifadeye göre Esra Karsel ile sevgilisi olay gecesi Teşvikiye'de otomobil içinde birlikte oldu. Esra Karsel, sevgilisine iddiaya göre “Şu ana kadar birlikte olduğum erkeklerin içinde en iyisi sensin” dedi. Bu sözden Esra Karsel'in başka erkeklerle birlikte olduğu sonucunu çıkaran Eyüp G., otomobilde bulduğu telle Esra Karsel'i boğdu. Eyüp G., cinayeti kıskançlık yüzünden işlediğini söyledi.
HEMŞİREYİ DE KISKANÇLIK YÜZÜNDEN ÖLDÜRMÜŞ
Eyüp G., 12 Kasım 2003 günü de 23 yaşındaki hemşire sevgilisi İlknur Değirmenciler'i Üsküdar'da birlikte yaşadıkları evde elle boğarak öldürmüştü. Eyüp G., cinayeti önce intihar gibi göstermek istemiş ve sevgilisinin bileklerini kesmişti. Ancak vicdan azabına dayanamayan Eyüp G. polis merkezine giderek teslim olmuştu. Eyüp G., hemşire sevgilisini başka biriyle ilişkisi olduğundan şüphelendiği için öldürdüğünü söylemişti.
Polis, Esra Karsel ile Eyüp G.'nin telefondan tanıştığını söyledi. İddiaya göre Esra Karsel, Eyüp G.'nin sevgili katili olduğunu ve cezaevinden çıktığını biliyordu.
CESEDİ OTOMOBİLDE BULUNDU
Şişli'de bir gelinlikçide satış danışmanı olarak çalışan 39 yaşındaki iki çocuk annesi Esra Karsel, 8 Ekim günü, Teşvikiye Camii'nin arka sokağında bir otomobilin içinde telle boğularak öldürülmüş bulundu.
İşi gidenler saat 08.00 sıralarında, Teşvikiye Mahallesi, Ahmet Fetgari Sokak'ta 34 CNK 66 plakalı kırmızı renkli Seat otomobilin arka koltuğunda bir kadın cesedi gördü.
Asayiş Şube Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü'ne bağlı bir ekip ve Cinayet Masası dedektifleri, kontak anahtarı üzerinde bulunan ve ters duran otomobil ile çevresinde inceleme yaptı. Üzerinde tayt bulunan kadının Esra Karsel olduğu tespit edildi.
İç giyim şirketi Do-Re-Mi'nin 3 yıl önce hayatıtını kaybeden patronu Ahmet Baysal, Esra Karsel, ailesinin memleketi Yalova'da toprağa verildi. Polis, katile ulaşmak için Esra Karsel’in tüm ilişkilerini incelemeye aldı. Yeditepe Üniversitesi'nde okuyan 20 yaşındaki kızı Ceyda ve 14 yaşındaki oğlu Yiğit ile birlikte yaşayan Esra Karsel'in geniş bir sosyal çevresi ve çok sayıda arkadaşı vardı. Esra Karsel, eğlence mekanlarına gitmeyi de çok seviyordu.
KABLO İNCELEMEYE ALINDI
Polisin belirlemesine göre Esra Karsel, saat 04.00 ile 07.00 arasında öldürüldü. Esra Karsel öldürüldüğü gece bir açılışa katıldı ve o gece 50 kişi ile cep telefonundan görüştü.
Cinayet Büro Amirliği'ne bağlı dedektifler, Esra Karsel’in cep telefonu kayıtlarını incelemeye aldı. Polis katile ulaşmak için Esra Karsel’in cesedinin bulunduğu yer ve çevresindeki tüm kamera kayıtlarını incelemeye aldı. Bu kayıtlarda Esra Karsel’in katilin görüntüsüne rastlanmadı. Gittiği yerler tespit edilerek güvenlik kamera kayıtları incelendi. Esra Karsel'in birlikte görüldüğü kişilerin bilgisine başvuruldu.
Vahşi bir cinayete kurban giden Esra Karsel’in herhangi bir eşyasının çalınmadığı tespit edildi. Bu arada bulunduğunda hala boynunda olan üzeri plastik bir kılıfla kaplı tel incelemeye alındı.
ESRA'YLA İLİŞKİ KURDUĞUNU İDDİA ETTİ
Edinilen bilgiye göre ifadesinde, Esra Karsel ile telefonla 1,5 ay önce tanıştığını söyleyen Eyüp Gökhan, "Olay günü Esra ile otomobilin içerisinde ilişkiye girdik. Bana bir çok erkek arkadaşı olduğunu anlattı. Bunlarla ilişkiye girdiğini söyledi. Ardından bana 'Ama sen ötekilerden daha iyi çıktın' dedi.
"BOĞARAK ÖLDÜRDÜM"
Bu nendenle beni aldattığı için sinirlerime hakim olamayarak boğarak öldürdüm. Daha önce sevgilimi beni aldattığı için boğrak öldürdüğümü anlatmıştım. Buna rağmen dalga geçer gibi bu şekilde söylemesi beni çok sinirlendirdi." dediği öğrenildi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Ankara'da ilköğretim okulunda domuz gribi
14/10/2009 · Kategori: HABER
Ankara'da, Özel Bilkent İlköğretim Okulu'nda 3 öğrencide domuz gribi virüsüne rastlandı.
Sağlık Bakanlığı, Ankara'da bir ilköğretim okulunda, yakın dönemde yurt dışı seyahatinden dönen, öğrencilerle teması olan ve hastalık belirtileri ortaya çıkan bir öğrenciden alınan numunede pandemik A (H1N1) virüsü tespit edildiğini bildirmişti.
Bu tespitin ardından, domuz gribi virüsü tespit edilen 7. sınıf öğrencisinin temas ettiği öğrencilerin test sonuçları açıklandı. Refik saydam hıfzısıhha enstitüsü'nden yapılan açıklamaya göre test yapılan öğrencilerden 2'sinde daha domuz gribi virüsüne rastlandı.
Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, şöyle denilmişti: "Ankara'da bir ilköğretim okulunda, yakın dönemde yurt dışı seyahatinden dönen öğrencilerle teması olan ve hastalık belirtileri ortaya çıkan bir öğrenciden alınan numunede pandemik A (H1N1) virüsü tespit edilmiştir." Öğrencinin genel durumunun iyi olduğu, evinde izole edilerek tedavisine başlandığı kaydedilen açıklamada, "Bu vaka ile temaslı olan kişilerden alınan numuneler ulusal referans laboratuvarımız olan Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi viroloji laboratuvarında çalışılmakta olup sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır" bilgisine yer verildi.
Okul tatil edilmedi
Ankara Valisi Kemal Önal ise bir öğrencide domuz gribi virüsüne rastlanan Özel Bilkent İlköğretim Okulu'nda eğitim ve öğretimin devam edeceğini, şimdilik okulun tatil edilmesinin söz konusu olmadığını bildirdi.
Önal, yaptığı açıklamada, domuz gribi virüsü tespit edilen 7. sınıf öğrencisi B.T'nin temas ettiği öğrencilerin 7'sinden alınan numunelerin Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'ndeki laboratuvarda incelendiğini, bununla ilgili sonuçların henüz alınmadığını söyledi.
Söz konusu okulda eğitim ve öğretimin devam edeceğini belirten Önal, "Şimdilik herhangi bir tatil söz konusu değil" dedi.
Öte yandan, Özel Bilkent İlköğretim Okulu'nun internet sitesinde yer alan açıklamada da, okulun yarın tatil olmadığı bildirildi.
Ankara İl Sağlık Müdürü Mustafa Aksoy da, ilköğretim okulu öğrencisi B.T'de hafif burun akıntısı olduğunu, ateşinin bulunmadığını ve genel sağlık durumunun iyi olduğunu bildirdi.
Aksoy, Özel Bilkent İlköğretim Okulu öğrencilerinden 45 kişilik bir grubun geçtiğimiz haftalarda İskoçya'ya, daha sonra da Kapadokya'ya gittiklerini belirtti.
Domuz gribi virüsü tespit edilen B.T. ile aynı virüsü taşıdıkları şüphesiyle alınan numuneleri Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'nde incelenen 7 öğrencinin genel sağlık durumlarının iyi olduğunu anlatan Aksoy, "Domuz gribi virüsü saptanan çocukta hafif burun akıntısı var. Ateşi bile yok. Genel durumu iyi" dedi.
Ankara'da domuz gribi vakasının daha önce de görüldüğünü kaydeden Aksoy, "Bunda abartılacak bir durum yok. Bizim endişemiz virüsün şekil değiştirerek saldırgan hale dönüşmesi. Virüste şekil ve karakter değişikliği olmadığı sürece herhangi bir endişe duymuyoruz" diye konuştu.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
LİSELİ KIZA ŞANTAJLA TECAVÜZ
9/10/2009 · Kategori: HABER
EDİRNE’de otelde stajyer olarak çalışan lise öğrencisi 18 yaşındaki P.K.'ya, zorla çıplak fotoğrafını çekip aylarca tecavüz ettiği iddiasıyla, otelde garson olarak çalışan 38 yaşındaki tutuklu sanık Ergun Özcan'ın yargılanmasına başlandı. 18 yıla kadar hapis cezası istenen Ergun Özcan’ın istismarı, arkadaşının olayı kızın babasına anlatmasıyla ortaya çıktı. Tutuklu sanık Ergun Özcan'ın ‘nitelikli cinsel istismar ve gasp’ suçlamasıyla yargılanmasına Edirne 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün başlandı. Mahkeme Başkanı Tayyip Özdurmaz sanığa hakkındaki suçlamaları anlatarak savunmasını yapmasını istedi. Evli ve 2 çocuk babası sanık Ergun Özcan suçlamaları kabul etmeyerek, “Ben otelde garson olarak çalışıyorum. Otelde stajyer olarak çalışan lise öğrencisi P.K. benim evli olduğumu biliyordu. Kendi isteğiyle evime geldi ve seviştik. Ancak cinsel ilişkiye girmedim. Yaşının dolmasını bekliyorduk, eşimden ayrılıp kendisi ile evlenecektim. Dosyada yer alan çıplak fotoğrafları kendi isteği ile çekildi. Oral seks yaparken çekilen fotoğrafı da şikayetçi kendisi çekti. Parasını da almadım” iddiasında bulundu.
ÇIPLAK GÖRÜNTÜLERİMİ ÇEKİP BANA TECAVÜZ ETTİ
Edirne Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi öğrencisi P.K ise, mahkemede görevli psikolog eşliğinde ifade verdi. P.K. ifadesinde otelde staj yaparken tanıştığı Ergun Özcan’ın kendisini kandırarak götürdüğü bir köy evinde üzerindeki kıyafeti çıkarıp cep telefonuyla önce çıplak görüntülerini çekip sonra tecavüze ettiğini iddia etti. Başından geçenleri mahkeme heyetine gözyaşları içinde anlatan P.K, “Ergun ile aynı otelde çalışıyorduk. Önceleri bana çok iyi davranıyor işi öğrenmem için sürekli yardımcı oluyordu. Bir gün bana gelip ‘otelde çalışan arkadaşlarımızla birlikte bir köy evine piknik yapmaya gideceğiz sen de gelir misin?’ dedi. Ben de teklifi kabul edip gittiğimizde kimseler yoktu. Ergun’a sorduğumda ‘onlar birazdan gelecekler’ dedi. Fakat kimse gelmedi. Köy evinde bir süre bekledikten sonra ‘kimsenin geleceği yok ben eve gitmek istiyorum’ dediğimde Ergun birden saldırıp üzerimdekileri çıkarıp cep telefonu kamerasıyla çıplak görüntülerimi çekti. Ardından bana zorla tecavüz ederek bir başkasına anlatırsam görüntüleri internette yayacağını söyleyerek tehdit etti. Ben de görüntüleri internette yayacağından korktuğum için olayı kimseye anlatmadım. Ergun’dan şikayetçiyim bana yaptıklarının cezasını en ağır şekilde çekmesini istiyorum” dedi.
İNTERNETTE YAYARIM DİYEREK AYLARCA İLİŞKİYE GİRDİ
Sanık Ergun’un çektiği görüntüleri işyerinde sürekli kendisine gösterip bunları internette yayınlama tehdidi ile 10 ay boyunca ilişkiye girdiğini anlatan mağdur P.K yaşadığı korku dolu günleri anlatmaya şöyle devam etti: “Ergun beni iş yerimde çalıştığım süre içinde sürekli elindeki görüntülerle tehdit edip arkadaşının bekar evine götürüp benimle ilişkiye giriyordu. Çalıştığım her akşam iş çıkışı onunla saatlerce birlikte olmamı istiyordu. Evde babam geç gelmelerimden şüphelenip telefon açtığında işten yeni çıktım otobüsteyim diye hep yalanlar söylüyordum. Ergun çalıştığım otelden aldığım haftalığımı, kredi kartı borcum var, içki alacağım, sigara alacağım diyerek beni dövüp elimden alıyordu. Hatta bir keresinde ortak tanıdığımız bir arkadaşın evine gittiğimizde arkadaşlarımın gözleri önünde benden para isteyip vermediğimde döverek almıştı. Bu olaya arkadaşlar da şahit olmuştur.” Mahkemede ifade veren baba R.K. ise, pazarcılık yaptığını ve bir gün yanına gelen tanımadığı sanığın arkadaşı bir kişinin kızının başından geçenleri kendisine anlattığını söyleyerek, “Bunun üzerine akşam evde kendisini sıkıştırınca anlatmak zorunda kaldı. Hemen gidip polise şikayetçi oldum” dedi. Duruşma tanıkların dinlenmesi için ertelendi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Öğretim üyesi kadın sır oldu!
7/10/2009 · Kategori: HABER
Sabancı Üniversitesi’nde görevli Yrd. Doç. Dicle Koğacıoğlu’nun otomobili, dün sabah Boğaziçi Köprüsü üzerinde terk edilmiş olarak bulundu. Araçta bir intihar notu bulan polis, denizde Koğacıoğlu‘na ulaşamadı. Bir taksi şoförü, bir kadını korkuluklara doğru yürürken gördüğünü söyleyince intihar şüphesi arttı
Boğaziçi Köprüsü üzerinde dün sabah saat 06.00 sıralarında Avrupa yakasından Anadolu yakasına giden yol üzerinde terk edilmiş bir otomobil bulunduğu yönünde ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, yapılan araştırmada 34 UE 4372 plakalı otomobilin Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olan Yrd. Doç. Dr. Dicle Koğacıoğlu’na (37) ait olduğunu belirledi.
Dicle Koğacıoğlu’na ulaşamayan polis ekipleri, araç içinde yaptığı incelemede kredi kartları, çanta ve evrakların yanı sıra “Annem, babam, Poyraz (kardeşi) beni affedin çok acı var dayanamıyorum” yazılı bir not buldu. Polis, köprü üzerinde park edilen aracın kapılarının açık olduğunu, kamera kayıtlarında yapılan incelemede ise herhangi bir bulguya rastlanmadığını bildirdi.
Taksi sürücüsünün ifadesi
Bir taksi sürücüsünün sabahın erken saatlerinde köprünün korkuluklarına doğru yürüyen bir kadını gördüğünü söylemesi üzerine Koğacıoğlu’nun intihar ettiği olasılığı arttı. Koğacıoğlu, deniz polisi ve sahil güvenlik ekiplerince Boğaz’da aranmaya başlandı. Koğacıoğlu’nun aracı Arnavutköy Karakolu parkına çekilirken, aracın içinde bulunan eşyalar da ailesine teslim edildi.
Namus cinayetlerini inceledi
Sosyolog Koğacıoğlu, yaptığı çalışmalar ve yazdığı makalelerde, tahsilli orta sınıf milliyetçiliğinin hem töre cinayetlerini hem de İslami pratikleri ve bu arada türban sorununu nasıl etnikleştirdiğine, bunun da aslında bir çeşit sosyal ırkçılık olduğuna işaret etmişti. Koğacıoğlu’nun yayınları arasında, “Gelenek Söylemleri ve İktidarın Doğallaşması: Namus Cinayetleri Örneği” bulunuyordu.
Makalesinde “Namus konusuna uygun davranmazsak başımıza bir şeylerin gelebileceğini hepimiz biliyoruz” diyen Koğacıoğlu, Türkiye’de kadın bedenlerinin namus üzerinden disipline edildiğini ve kadınların kendi kendilerini bu kurgu üzerinden disipline ettikleri bir düzende yaşadıklarını işlemişti. Koğacıoğlu’nun namus cinayetleriyle ilgili olarak kaleme aldığı makalede şu görüşlere yer verilmişti:
“Türkiye’de yaşayan kadınlar olarak hepimiz vücudumuzla ne yapacağımız konusundaki bin bir soruyla namus kurgusu üzerinden karşılaşıyoruz.
Kimimiz namus cinayetlerinden ölüyor, kimimiz giydiği eteğin boyu için dayak yiyor; başkaları oturma şekilleri hakkında çalıştığı atölye, ya da ofis sahibinden uyarı alıyor, namussuz olarak düşünülüyorsa pandik yiyor; bazılarımıza boşanırken çocuğunun velayeti verilmiyor, diğerleri verilmeyecek korkusuyla yaşıyor, bir başkamıza çalıştığı fabrikada kötü gözle bakılıyor, ötekine kötü gözle bakılacak diye çalışmasına izin verilmiyor.”
Arkadaşları ve öğrencileri Ekşi Sözlük’te yazdı
“Sabah sabah hakkındaki haber bizi üzmüştür...elden iyilik ummak gelir...” (cici calvo mea culpa)
“Sağ ve salim olmasını dilediğim hocam.” (okuryazar)
“Enerjisiyle, kahkahalarıyla bu dünyada asla intiharı yakıştıramayacağım, dünya güzeli insan. Nolur iyi olsun, başka bir şey diyemiyorum.” (cameo)
“2 dersini de severek aldığım Sabancı Üniversitesi’ndeki en iyi hocalardan biri. İnşallah olay yanlış anlaşılmadır. Belki biri arabasını çalıp köprüye bırakmıştır. Tekrar aramıza dönmesini bekliyoruz.” (gaybana)
“Hakkında hala iyi bir şeyler ummak istediğim güzel insan, değerli hoca... Sabahtan beri gözümün önünden gitmiyor dersteki şen şakrak, gözlerinin içi gülen halleri. Bu kadar hayat dolu gözüken bir insanı bu dünyadan vazgeçirecek kadar büyük acı ne olabilir diye düşünmeden edemiyorum. Belki de çekip gitmiştir bi yerlere, belki çıkar gelir...” (ecrin)
Ekşi Sözlük’teki 2004 yılına ait bir kayıtta ise Dicle Koğacıoğlu şu sözlerle anlatılmış: Derste gülme krizine girip hepimizin gözünden yaşlar getiren, kimi zaman el hareketleriyle kimi zaman konuşma tarziyla yüzümüzü güldüren, sohbet edercesine ders anlatan ve 2 saat boyunca bir kez bile oturmayı bıraktım, yerinde duramayan hiper öğretim üyesi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
18 gün seks kölesi yaptılar
7/10/2009 · Kategori: HABER
Antalya’da, 18 gün önce eşiyle tartışan S.G. (21), evden ayrılıp Cumhuriyet Meydanı’ndaki bir çay bahçesine oturdu.
İddiaya göre S.G.’nin ağladığını gören biri garson 3 kişi, yardım etme bahanesiyle kadını evlerine götürdü. Şüphelilerden biri aynı gece kadına tecavüz etti, ardından da arkadaşlarıyla birlikte olması için zorladı. Daha sonra da kadını para karşılığı başkalarına pazarladılar. Ailenin başvurusu üzerine polis cep telefonu sinyallerinden yola çıkarak S.G.’nin tutulduğu evi belirledi. S.G. kurtarılırken, fuhuş yaptıran Bilgin C. gözaltına alındı.18 günlük esaretten sonra kurtarıldığına inanamayan S.G. bir polise sarılarak dakikalarca ağladı. Bilgin C. ile yardımcıları Adem C. ile garson Yusuf C. çıkarıldıkları mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!